Ukrayna, Rusya, Küba ve savaş…

Ukrayna, Rusya, Küba ve savaş…

Eloy Viera CAÑİVE

Rusya 24 Şubat’tan bu yana Ukrayna’da… Batı’yla haftalardır süren anlaşmazlıklar, yakın zamana dek bir anlatı olan savaşı gerçek kıldı. Yaşananlar, Ukraynalıların son 8 yıldır yaşadığı çatışmaların ötesine geçti. Rusya ise bu savaşın ortasında ABD’nin yanı başındaki Küba’ya peş peşe kritik hamleler yapıyor. Rusya-Ukrayna çatışması iki farklı dünya görüşü ve onu anlatma biçimleri arasındaki bir savaş aynı zamanda.

YENİ ÇARLIK MODELİ

Putin, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından üç gün önce, 21 Şubat’ta yaptığı açıklamada, kökleri Rus İmparatorluğu’na kadar uzanan bazı milliyetçi vurgular yapmasıyla dikkat çekti. Putin, Rusya’nın topraklarının Rus kültürüne sahip insanların yaşadığı tüm bölgeler olarak anlaşılabileceğini dahi çok net bir şekilde ifade etti. Bu bölgelerden biri olan Ukrayna’nın da Rusya’dan ayrı, “var olma” hakkı olmaması gereken bir devlet olduğunu savundu. Putin ayrıca Lugansk ve Donetsk’in bağımsızlığını tanıdı ve “modern Ukrayna’nın Bolşevikler’in döneminde yaratıldığını” ilan etti. Hatta, Ukrayna’nın bağımsızlığının Lenin’in teorilerinin hatası olduğunu savundu. Putin, benzer söylemleri uzun süredir “20’nci yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi” olarak sınıflandırıyor. Ukrayna’ya halihazırda düzenlediği operasyona ise NATO’nun Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesini gerekçe gösteriyor, ki bu doğru.

Polonya veya Baltık ülkeleri gibi geçmişte Sovyetler Birliği etkisinde olan birçok ülke, yıllar içerisinde NATO’ya katıldı. Bir zamanlar Varşova Paktı üyesi olan bu devletlerin NATO’ya katılmasının kendi egemen kararları olduğunu savunanlar oldu. Bu söylemin üzerinde düşünmek gerekirse, Rusya sınırında yer alan ve nüfusunun yüzde 40’ı Slav kökenli olan Estonya veya Letonya gibi küçük devletleri Rusya’dan ne koruyabilir? NATO üyesi olmak mı? Bir saldırı durumunda Batı’nın askeri yardımını almak mı? Putin’in ‘hemşerileri’ olarak gördüğü bu uluslar, olası bir Rus yayılmacılığına dahil olabilir mi? Putin’in jeopolitik görüşleri ve tutumu açık olmak gerekirse, endişe verici bir şekilde Çarlık tipi bir yayılmacılığa işaret ediyor. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Küba’da ise Rusya’nın yeni kararları tartışılıyor.

Küba, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla ilgili anti-emperyalizmin ilkelerini hatırlatan açıklamalar yaptı. Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, Rusya’nın NATO’nun Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesine karşı önlemlerini uygulama hakkı olduğunu savundu. Küba hükümetinin Rusya ile yakın bağları reddedilemeyecek ölçüde net. Küba hükümetinin Putin’le ilişkisine, Fidel Castro’nun bir zamanlar Sovyetler Birliği ile olan ilişkisinin “post-modern versiyonu” yorumu yapanlar da oldu: Ortak düşmana karşı pragmatik ilişki. Çünkü Küba ve Rusya hükümetleri arasındaki ilişkilerde hep belirleyici olan ABD’nin faaliyetlerine karşı askeri ortaklıklar oldu.

RUS YETKİLİLER KÜBA’DA

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 2015’te Küba, Nikaragua ve Venezuela’yı ziyaret etti. Görüşmelerde, Rusya ile üç Güney Amerika ülkesi arasındaki ilişkileri ele aldı. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise Kasım 2018’de Rusya’yı ziyaret ederek Putin ile görüştü. Bu ziyaretin ardından Rusya, Küba’ya Rus uçakları, helikopterleri ve askeri teçhizatlar içeren 38 milyon avroluk bir kredi sağlayacağını duyurdu. 2019’da Küba Devlet Başkan Yardımcısı Ricardo Cabrisas, Moskova’da Şoygu ile “ikili işbirliği çabaları” başlıklı görüşme gerçekleştirdi. Üst düzey Rus yetkililer son yıllarda Küba’ya birkaç ziyaret daha gerçekleştirdi. Rusya Başbakan Yardımcısı Yury Borisov, 2018’den bu yana Küba’yı en az üç kez ziyaret etti. Son ziyaret, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından yalnızca birkaç gün önce gerçekleşti. Borisov, bu turda Venezuela ve Nikaragua’ya da ziyarette bulundu. Küba, Nikaragua ve Venezuela’nın Güney Amerika’da Putin’e desteklerini ifade eden yegâne ülkeler olması tesadüf gibi görünmüyor.

ÖDEME PLANI KARARI

Borisov’un son Küba ziyaretinin ardından Küba Komünist Partisi’nin Politbüro üyesi olan Bruno Rodriguez, “ABD’nin Rusya’ya karşı yürüttüğü psikolojik savaşı şiddetle reddettiğini” belirten bir açıklama yaptı. 22 Şubat’ta ise Rusya Duma’sı, Küba ile imzalanan ve her iki devlet arasındaki mali borçların bir kısmını yeniden müzakere etmeyi amaçlayan anlaşmayı onayladı. Söz konusu anlaşma, Rusya’nın Küba’ya 2006-2019 yılları arasında verdiği krediler için ödeme sürelerini 2027’ye kadar uzatıyor. Rusya bu tarihlerde Küba’ya 2,3 milyar dolar kredi verdi. Duma’nın kararı aynı zamanda Küba’nın 2020’den bu yana ödemesini yapmadığı kredilerin 2027’ye dek yapması gerektiğini ortaya koydu. Bu yeni geri ödeme planı, Küba için faiziyle birlikte her seferinde 11 milyon dolarlık taksitlendirme anlamına geliyor.

Duma’nın borç yeniden yapılandırma anlaşmasını onayladığı gün Küba Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama yapıldı. Açıklamada, üç nokta öne çıktı: ABD ve NATO’nun Ukrayna’daki durumdan sorumlu olduğu, Küba’nın her zaman bu tür jeopolitik krizler konusunda uyardığı ve Rusya’nın kendini savunma hakkı olduğu… Miguel Diaz-Canel ise Küba’nın Rusya ile borçlarını yeniden müzakere etmesini onaylayan ve “Putin’siz Rusya olmaz” sözleriyle hatırlanan Duma Başkanı Volodin’e teşekkür etti. Doğu Avrupa’da yaşanan krizin ortasında Rusya’dan yapılan peş peşe Küba hamlelerinin Ukrayna’yla ilintisi uzun vadede daha net anlaşılabilir. Küba Komünist Partisi’nin gazetesi Granma, Ukrayna saldırıları sürerken Küba-Rusya dostluğuna vurgu yapan yazılara yer veriyor. Ukrayna savaşının ABD’nin “arka bahçesi”nde de etkilerinin görüleceği anlaşılıyor.

Havana Times’tan çeviren BirGün Çeviri Kolektifi

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.